Kimi 30 yılını vermiş bu işe, kimi babasından devralmış tezgâhı. Her birinin ayrı bir hikayesi var; ancak hepsinin ortak noktası, mesleğe duydukları saygı ve sabırla örülmüş bir yaşam.
“Güneşin Altında Eridik, Kışın Ayazında Taştan Soğuk Yedik…”
60 yaşındaki Mehmet Ali Usta, uzun yıllardan bu yana aynı köşede ayakkabı boyuyor. Küçükten çırak olarak başladığı mesleğini bugün de sürdürüyor. “O zamanlar burada on beş, yirmi kişi olurdu. Her sabah erkenden gelir, sıraya girerdik. Şimdi herkes birer birer bırakıyor,” diyor ve ekliyor:
“Yazın sıcaktan ayakkabı boyası kurur, fırçamız taş gibi olur. Kışınsa elimiz donuyor, ama yine de geliyoruz. Evde ekmek bekleyenimiz var.”
Sur’daki bu küçük bölmeler, ayakkabı boyacılarının hem tezgâhı hem de sığınağı olmuş. Rüzgârdan, yağmurdan korumasa da, yılların hatırasını taşıyan tahtalar arasında kendilerini buluyorlar.
Değişen Zaman, Azalan Müşteri
Ayakkabı boyacıları sadece fiziki zorluklarla değil, zamanla da yarışıyor. Gelişen teknoloji, değişen giyim alışkanlıkları ve fabrikasyon ayakkabıların artması, bu mesleği adeta unutturmuş durumda.
“Artık kimse deriden ayakkabı giymiyor,” diyor 45 yaşındaki Cemal. “Spor ayakkabı geliyor, bez ayakkabı geliyor… Onlar boya tutmaz. Eskiden bayram öncesi burada sıra olurdu. Şimdi günde bir müşteri gelse şükrediyoruz.”
“Bu Meslek Biterse, Şehirden Bir Renk Eksilir”
Sur’un sokaklarında gezen turistlerin objektiflerine sıkça takılan bu boyacılar, aynı zamanda kentin yaşayan belleği. Hem yerli halk hem de ziyaretçiler için nostaljik bir görüntü sunuyorlar.
“Bir şehir sadece taşla, bina ile değil, insanıyla güzeldir,” diyor Halil Usta. “Biz de bu şehrin rengine bir fırça darbesiyiz. Bu meslek biterse, şehirden bir renk eksilir.”
Ayakta Kalan Son Ustalar
Günümüzde Sur’daki ayakkabı boyacılarının sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Her biri kendi alanına, köşesine sıkı sıkıya tutunmuş. Hepsinin gözlerinde, hem geçmişin sıcaklığı hem de geleceğe dair bir tedirginlik var.
Yıllardır aynı taburenin üstünde, aynı ellerle boyaya bulanmış fırçalarıyla sürdürdükleri meslekleri artık tehdit altında. Ancak onlar hâlâ her sabah işlerinin başında. Çünkü bu sadece bir geçim yolu değil, bir yaşam biçimi.
DİYARBAKIR HABERLERİ
29 Ağustos 2025DİYARBAKIR HABERLERİ
29 Ağustos 2025DİYARBAKIR HABERLERİ
29 Ağustos 2025DİYARBAKIR HABERLERİ
29 Ağustos 2025DİYARBAKIR HABERLERİ
29 Ağustos 2025DİYARBAKIR HABERLERİ
29 Ağustos 2025EKONOMİ
29 Ağustos 2025