Sorumluluğun Muhakemesi ve Alınması Gereken Önlemler


Geçtiğimiz hafta hem Diyarbakır olarak hem de bütün ülke olarak büyük bir sarsıntıdan geçtik. Önce Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde, daha sonrasında Kahramanmaraş ilinde okul saldırıları ile canımız yandı. Bu saldırılar tek başına değerlendirilemeyecek kadar önemli, göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir soruna işaret etmektedir. Okul saldırıları esasında bize anne ve babanın çocuk ile olan ilişkisinin, akranların birbiriyle olan iletişiminin, toplumun ve diğer çevresel etkenlerin ruhsal gelişim çağındaki çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerin, eğitimcilerin pedagojik yaklaşımları daha fazla benimsemesinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Günümüzde maalesef gittikçe artan ahlak erozyonu ve toplumsal iletişimin çöküşü, bu meydana gelen sorunların başlıca kök nedenleri arasında yer almaktadır. Çünkü artık çeyrek asır önceki gibi toplumsal iletişim kurulamıyor, bireyler birbirlerine manevi ve vicdani ve dini öğretilerin temel gereklilikleri çerçevesinde yaklaşmıyor, ahlak felsefesinin temel alanının dışında bireyler sadece haz duyacak şekilde yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Bu durum sonuç olarak insanın kendine yabancılaşmasına, varlığını anlamlandıramaz hale gelmesine ve toplum ile arasına engeller koymasına neden olurken, insan olma vasfının kaybolmasına yol açıyor. Maalesef ki günümüzde yaşanılan yabancılaşma durumu sadece çocuk ve ergenlerde değil, yetişkinlerde de ruhsal bir sorun olarak gerçekleşmektedir.

Bu durumun önüne geçmek için başta Diyarbakır ve ülke genelinde yapılması gereken gereklilikler vardır. Öncelikle her sorunda olduğu gibi sorun kaynağına inilmelidir. Öncelikle muhtemel sorun kaynakları şu şekilde olmaktadır: aile, çevre ve kurumsal yapılar...

Sağlıklı bir iletişim kurulamadığı ailelerde, çocuk, temel varlığını anlamlandıramaması kaçınılmazdır. Oysaki aileler çocuklarının hayata bakışını, gelişimini ve nesillere miras bırakacağı düşünsel öğretinin inşa edildiği alandır. Aile içi ilişkilerin kopuk olduğu, çocukların kendini gerçekleştiremediği, değerlendiremediği, öz bilincinin farkına varamadığı durumda bu tür sorunlar meydana geliyor. Bu neden ile çocukların kendi varlığını tanıması ve gerçekleştirilmesi için gerekli olan manevi değerlerin sağlanması gerekmektedir.

Kurumsal yapılar ise çocukların ruhsal gelişiminin desteklendiği ve yaşama hazırlandığı alanlar olduğu için pedagojik İlke ve yöntemler ile eğitimciler tarafından yetiştirilmelidir. Okullar gibi eğitimin kurumsallaştığı alanlarda sadece müfredat bilgileri yeterli değildir. Eğitim kurumlarında çocuğun manevi yönünün gelişmesi, dünyayı anlamlandırması, vicdani değerlerin büyük anlam ifade ettiğinin öğretilmesi gerekmektedir. Eğitim Kurumları çocukların kendini tamamlama aşamasında en büyük destek rolü olan kurumsal yapılardır. Bu nedenle eğitim kurumları sağlıklı nesillerin yetişmesi için en gerekli yapılardır ve sosyal ve beşeri ilişkilerin nasıl yürütülmesi gerektiğine dair bilgilerin de çocuklara verilmesi gerekmektedir.

Güvenlik Tedbirleri

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde meydana gelen okul saldırıları esasında bir noktanın daha ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Öncelikle Diyarbakır'daki okullarda fiziki güvenlik ne aşamada olduğunu değerlendirmek gerekmektedir Maalesef ki Diyarbakır'daki okulların birçoğunda fiziki güvenlik istenildiği derecede değildir. İlk, orta ve lise kurumlarının yanından geçerken çocukların istediği vakitte dışarı çıkabildiği gözlemlenebilmektedir ve bu inkar edilemez bir gerçektir. Disiplin yönetmeliğinin uygulanmadığı bir hakikattır. Şiddete elbette müsamaha gösterilerimiz ama öğretmenlerin öğrenciler üzerinde kurması gereken idari disiplinin olmadığı da aşikardır ve idari disiplinin kurulması için gerekli her türlü esnekliğin, yardımın öğretmenlere sağlanması kaçınılmaz bir lüzumdur. Ayrıca özel güvenlik sektörü tarafından okullar için güvenlik tedbiri sağlanabilir, kolluk kuvvetleri ise gözetici unsur olarak okul çevrelerinde mobil şekilde gereken güvenlik faaliyetini gerçekleştirebilir. Toplumsal disiplinin deruhta edilmesi için gereken önlemlerden olan cezaların caydırıcı şekilde yaşama geçirilmesi lüzumdür.

Sorunun kaynağının kurutulmadığı takdirde ve sıralanan önlemlerin yaşama geçirilmediği halde hiçbir zaman sağlıklı nesiller yetişemeyecek ve içerisinde bulunduğumuz toplumsal ve ahlaki çöküşün önünde maalesef ki herhangi bir set çekilemeyecektir. Vicdan bilincinin tesis edilemediği ve sürdürülebilir olmadığı topkumlar ise geleceğe ümit ile bakamaz.

Başta Diyarbakır ve ülke genelinde sıralanan önlemlerin yaşama geçirilmesi bir temmenni değil, zorunluluktur!