Dicle Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi ve Sosyolog Prof. Dr. Vahap Özpolat, "Terörsüz Türkiye" vizyonunun toplumun tüm kesimlerinde büyük bir heyecan ve sahiplenmeyle karşılandığını belirterek, Türkiye’nin küresel bir güç olma iddiasını ancak içsel toplumsal bütünleşmeyle gerçekleştirebileceğini vurguladı.
Ayrıca Diyarbakır sahasındaki gözlemlerini ve akademik çalışmalarından elde ettiği çarpıcı verileri paylaşan Prof. Dr. Vahap Özpolat, "Terörsüz Türkiye" fikrinin ilan edilmesinin ardından hem üniversite gençliğinde hem de kentin genelinde çok güçlü bir toplumsal coşku ve psikolojik atmosfer gözlemlediğini ifade etti.
"Türkiye'nin Küresel Bir Merkez Olma İddiası Olmalı"
Sahanın sunduğu verilerin toplumsal barış iklimiyle tam bir uyum yakaladığını belirten Özpolat, Türkiye'nin büyüme hedeflerine dikkat çekerek, "Türkiye'nin büyümeye ihtiyacı var. hem askeri açıdan hem de uluslararası alanda bölgesel ve küresel bir aktör olma bağlamında bu bir zorunluluktur. Ekonomik yönden büyümenin yanı sıra, Türkiye'nin dünyada yeni bir küresel merkez olma konusunda net bir iddiasının olması gerektiği kanaatindeyeyim. Böyle bir iddia ise ancak toplumsal bütünleşme ile kendi içimizdeki farklılıkların bir arada, kardeşçe yaşama fırsatlarını üreterek mümkün olabilir" dedi.
Konuşmasında, dönemin toplumsal dinamiklerini anlamak adına bin 600 genç üzerinde gerçekleştirdiği kapsamlı anket çalışmasının sonuçlarına da değinen Sosyolog Özpolat, "Gençlere, 'Bir arada yaşamak için en çok neye ihtiyaç duyarsınız? Hangi değerler bir arada yaşamak için en elverişli?' diye sorduğumda, iki temel unsur ön plana çıktı: İslam dini ve demokrasi. Gençlerimiz, bu iki değerin bir arada yaşamamız için yeterli toplumsal faydayı ve çözümü üretebileceğine inanıyor" şeklinde konuşarak bilgiler paylaştı.
"Yeni Vizyonun İki Büyük Kaldıracı: Demokrasi ve Kardeşlik"
Prof. Dr. Özpolat, Türkiye'nin önümüzdeki döneme ait vizyonunun bu iki dinamik üzerinden yükselmesi gerektiğini belirterek, "Türkiye'nin yeni vizyonunun gerek demokrasinin farklılıkları bir arada tutma gücü, gerekse kadim İslami değerlerimizin kardeşlik bağını büyüten etkisi üzerinden şekillenmesi gerekiyor. Bu iki değeri bir arada değerlendirdiğimizde demokrasinin ve inancımızın, yeni Türkiye'nin ve 'Türkiye Yüzyılı'nın inşasında en önemli manivela ve kaldıraçlar olacağı kanaatindeyim" diye konuşarak görüşlerini dile getirdi.