Son yıllarda etkisini giderek artıran kuraklık, bu yıl da kapımızda. Kasım ayının ikinci haftası geride kalmasına rağmen Diyarbakır’da sadece bir gün yağmur yağdı. Barajlardaki su seviyeleri azalıyor, tarlalar çatlıyor, umutlar tükeniyor.
Elbette bu tabloyu sadece “küresel ısınmanın sonucu” diye açıklamak kolaydır. Ancak unutmamalıyız ki, sebeplerin en büyüğü yine biziz. Allah’ın bizlere emanet ettiği bu dünyaya karşı sorumluluklarımızı yerine getirmedik. Nimetleri israf ettik, toprağı kirlettik, suyu hoyratça tükettik. Bakın İzmir’de Bursa’da,Muğla’da ve birçok ilde barajlar kurudu Artık belediyeler içmeye suyunu kesmeye başladı
Kur’an, insanın yeryüzündeki bu sorumsuz tutumunu şöyle haber veriyor:
İnsanların elleriyle kazandıkları (günahlar) sebebiyle, karada ve denizde bozgunculuk baş gösterdi. Belki (İslam’a) dönerler diye (Allah), yaptıklarının (cezasının) bir kısmını onlara tattırmaktadır. (30/Rûm, 41
Belki de yaşadığımız bu kuraklık, doğanın değil, insanlığın kuraklığıdır. Kalplerimiz, vicdanlarımız, merhametimiz kurudu. Helal kazancın, adaletin ve dürüstlüğün azaldığı bir dönemde yaşıyoruz.
Resûlullah (s.a.v.) bir hadisinde şöyle buyurur:
“Bir topluluk zekâtı vermezse, Allah onları yağmurdan mahrum eder. Hayvanlar olmasa onlara hiç yağmur yağmazdı.” (İbn Mâce, Fiten, 22)
Bu hadis bize gösteriyor ki, yağmurun kesilmesi sadece bir doğa olayı değil, aynı zamanda ilahi bir ikazdır. Nimetin kıymetini bilmeyen, paylaşmayan, adaletten uzaklaşan toplumlar, sonunda bereketin de azaldığını görür.
Yine Kur’an’da Rabbimiz şöyle buyurur:
“Eğer o ülkelerin halkı iman edip Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette üzerlerine gökten ve yerden bereket kapılarını açardık. Fakat yalanladılar, biz de onları işledikleri günahlar yüzünden yakaladık.” (A’râf Suresi, 96. Ayet)
Demek ki bereket, sadece yağmurla değil; iman, adalet ve takva ile gelir.
Bugün suyu bekliyoruz ama belki de önce rahmeti beklememiz gerekiyor. Çünkü yağmurun kesilmesi, sadece gökyüzünün değil, kalplerimizin de kuruduğunun bir göstergesi olabilir.
Öyleyse önce tevbe etmeli, yeniden dürüstlüğe, adalete ve paylaşmaya yönelmeliyiz. Çünkü rahmetin kapıları sadece göğe değil, temiz niyetlere, arınmış kalplere de açılır.
“Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tevbe edin ki üzerinize gökten bol bol yağmur göndersin ve kuvvetinize kuvvet katsın.” (Hud Suresi, 52. Ayet)
Belki de bu ayet, içinde bulunduğumuz durumun en sade açıklamasıdır:
Yağmur, sadece buluttan değil; samimi bir tövbeden, temiz bir kalpten yağar.İslam'a dönün! Çünkü kurtuluş ondadır!