Diyarbakır Haberleri

İHD’li Kadınlardan 8 Mart Öncesi Sert Mesaj: Erkek Egemen Aile Kadınları Öldürüyor

DİYARBAKIR – 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde insan hakları savunucusu kadınlar, kadına yönelik şiddete dikkat çekmek amacıyla Türkiye genelinde eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirdi. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) bulunduğu tüm şubelerde yapılan açıklamalarda, kadın cinayetleri ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı yetkililere çağrıda bulunuldu.

Diyarbakır’da ise açıklama, İHD Diyarbakır Şubesi binasında gerçekleştirildi. Çok sayıda kadın hakları savunucusunun katıldığı basın açıklamasında, kadına yönelik şiddetin giderek arttığına dikkat çekilerek, kadınların yaşam hakkının korunması için acil ve etkili politikalar geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Açıklamayı İHD Diyarbakır Şube Başkan Yardımcısı Suzan Mehmetoğlu Aksoy okudu.
“Kadına yönelik şiddet sistematik hale geldi”
Basın açıklamasında, bölgede erkek egemen, militer ve feodal değer yargılarının güçlü şekilde içselleştirildiği belirtilerek bu anlayışın kadına yönelik şiddeti beslediği ifade edildi. Açıklamada, neredeyse her gün yeni bir kadın cinayeti haberiyle güne başlandığına dikkat çekilerek, son dönemde şiddet olaylarının daha da görünür hale geldiği vurgulandı.
Kadın hakları savunucuları, yalnızca geçtiğimiz hafta bir gün içinde 6 kadının öldürüldüğünü hatırlatarak, buna rağmen siyasal iktidarın toplumsal cinsiyet eşitliği konusunu gündemden çıkardığını savundu. Açıklamada, kadına yönelik şiddetin çeşitli uygulamalar ve söylemlerle adeta meşrulaştırıldığı ileri sürüldü.
“Biz kadınlar güvende değiliz. Yaşam güvencemiz yoktur” ifadelerine yer verilen açıklamada, kadınların yaşam hakkının korunması için daha güçlü hukuki ve sosyal mekanizmalara ihtiyaç olduğu vurgulandı.
İstanbul Sözleşmesi vurgusu
Kadın hakları savunucuları açıklamada, kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda en kapsamlı uluslararası metinlerden biri olarak kabul edilen **İstanbul Sözleşmesi**ne dikkat çekti. Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan sözleşmenin, kadınların maruz kaldığı şiddete karşı devletlere kapsamlı yükümlülükler getirdiği ifade edildi.
Açıklamada, Diyarbakır’da annesi eşi tarafından öldürülen ve kendisi de ağır yaralanan **Nahide Opuz**un başvurusu üzerine **Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi**nin Türkiye’yi kadına yönelik şiddet konusunda gerekli önlemleri almadığı gerekçesiyle mahkûm ettiği hatırlatıldı. Bu kararın ardından Avrupa Konseyi’nin üye devletlere kadına yönelik şiddetle mücadele için kapsamlı bir sözleşme hazırlanması çağrısı yaptığı ve İstanbul Sözleşmesi’nin bu süreçte ortaya çıktığı ifade edildi.
Sözleşmenin 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açıldığı ve ilk imzacısının Türkiye olduğu hatırlatılan açıklamada, sözleşmenin kadına yönelik şiddetin tarihsel eşitsizliklere ve erkek egemen güç ilişkilerine dayandığını kabul eden önemli bir uluslararası belge olduğu vurgulandı.
“Sözleşmeden çekilme şiddeti artırdı”
Açıklamada, sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde dahi yeterince uygulanmadığına dair eleştirilerin kadın hareketi tarafından sık sık dile getirildiği belirtildi. Buna rağmen sözleşmenin kadınlara hem hukuki hem de moral güç sağladığı ifade edildi.
Kadın hakları savunucuları, 20 Mart 2021 tarihinde alınan bir kararla Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiğini hatırlatarak bu kararın kadına yönelik şiddet konusunda tehlikeli bir meşruiyet algısı yarattığını savundu. Açıklamada, bu kararın ardından kadın cinayetlerinde yaşanan artışa dikkat çekildi.

Paylaşılan verilere göre:
2021 yılında 280 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 217 kadın şüpheli şekilde hayatını kaybetti.
2022 yılında 334 kadın öldürüldü, 245 kadın şüpheli biçimde yaşamını yitirdi.
2023 yılında 315 kadın öldürüldü, 248 kadın şüpheli şekilde hayatını kaybetti.
2024 yılında 394 kadın öldürüldü, 259 kadın şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.
2025 yılında ise 294 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 297 kadın şüpheli biçimde hayatını kaybetti.
“Kadınları en çok aile içindeki erkekler öldürüyor”
Açıklamada kadın cinayetlerine ilişkin faillerin kimliklerine de değinildi. Verilere göre, kadınların en çok evli oldukları erkekler tarafından öldürüldüğü, ikinci sırada eski partnerlerin, üçüncü sırada ise akrabaların yer aldığı belirtildi.
Bu tablonun erkek egemen ve feodal aile yapısının kadınlar için en tehlikeli alanlardan biri haline geldiğini gösterdiği ifade edildi. 2025 yılının “Aile Yılı” ilan edilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği tartışmalarının geri plana itilmesinin, kadınların en çok aile içinde şiddete maruz kaldığı gerçeğini görmezden gelmek anlamına geldiği savunuldu.
“İstanbul Sözleşmesi yaşatır”
İHD’li kadınlar açıklamalarının sonunda yetkililere çağrıda bulunarak Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden dönmesi gerektiğini dile getirdi. Açıklamada, “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” sözünün yalnızca bir slogan olmadığı, kadınların yaşam hakkını korumayı hedefleyen uluslararası bir mekanizma olduğu ifade edildi.
Kadına yönelik şiddetin politik bir mesele olduğuna dikkat çekilen açıklamada, devlet dilinin ayrıştırıcı ve sert olduğu dönemlerde şiddetin de arttığı vurgulandı.
İnsan Hakları Derneği Merkezi Kadın Komisyonu adına yapılan açıklama, “Biz kadınlar yaşamdan yanayız. İstanbul Sözleşmesi yaşatır. İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden imzalayın” çağrısıyla sona erdi.