Diyarbakır Haberleri

Hevsel Bahçeleri’nde 8 bin yıllık tarımsal miras ve ekosistemin önemi

Diyarbakır'ın tarihî mirası olarak kabul edilen ve UNESCO Kültür Mirası Listesi'nde yer alan Hevsel Bahçeleri, son 8 bin yıldır kesintisiz bir şekilde tarımın yapıldığı özel bir bölge olarak biliniyor. Ancak, son 50 yılda yaşanan değişimler ve kentleşme süreci, Hevsel'in tarım potansiyelini ve çevresel dengeyi tehdit ediyor.

Dicle Nehri'nin kenarında yaklaşık 3 bin dekarlık bir alana yayılan Hevsel Bahçeleri, Diyarbakır kent merkezinin meyve ve sebze ihtiyacını karşılama konusunda önemli bir rol oynuyordu. Ancak, bugün Hevsel'de tarımın sürdürülebilirliği ve çevresel denge konusunda ciddi sorunlar yaşanıyor.

Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vedat Pirinç, Hevsel'in tarihi ve tarımsal önemi hakkında şu açıklamalarda bulundu: "Hevsel, şehrin tarihiyle eş zamanlı olarak 8 bin yıla dayanan bir geçmişe sahip. Ancak, tarımsal faaliyetlerin belki de 600-700 yıldan beri yoğun olarak yapıldığını biliyoruz. Hevsel'in en büyük özelliği, ekosistemini barındırmasıdır. Burası sadece tarımsal faaliyetlerle değil, aynı zamanda çeşitli canlı türleriyle de zengin bir ekosistemi bünyesinde barındırır."

Ancak, Hevsel'in tarımsal ve çevresel açıdan karşılaştığı sorunlar da göz ardı edilemez bir şekilde artmaktadır. Doç. Dr. Pirinç'e göre, bu sorunların başında, sulama sorunları gelmektedir: "Hevsel'in en büyük sorunu atık sudur. Temiz su kaynaklarımız oldukça kısıtlı. Yetersiz su kaynakları, tarımsal üretimi olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle, üreticilerin bir kısmı atık suyu sulama amacıyla kullanmaktadır. Ancak, bu durum ağır metal birikimine yol açabilir ve insan sağlığını tehdit edebilir."

TARIMIN YANI SIRA EKOTURİZM POTANSİYELİ BULUNUYOR

Hevsel'de tarımın yanı sıra ekoturizm potansiyelinin bulunduğunu belirten Doç. Dr. Pirinç,  “Hevsel isim olarak da Esfel'den gelme, özellikle İranlar tarafından kaçan halkın, Musa Bin'den taraftan kaçan halkın burayı yerleştiği şehri alınmayıp bu bölgede konumlandırıldığından dolayı hor görülen, hakir görülen, alçaltılan anlamda kullanmış. Sonra dönüştürerek Hevsel ismine dönüşmüş. Tabii burada tarımsal faaliyetler yoğun bir şekilde yapılıyor. Birinci sınıf tarım arazisi, çünkü bütün medeniyetlerde suyun olduğu yerlerde kuruluyor. Hevsel'de böyle bir bölgede kurulmuş. Verimli topraklara sahip En büyük özelliği ekosistemi barındırması, yani siz sadece tarımsal faaliyette bulunmuyorsunuz. Tarımsal faaliyetle birlikte bu bölgeli içerisinde barındırmış olduğu birçok canlı varlıkları da beraberinde, yani ekosistemi olarak, simyotik yaşam olarak beraberinde taşıyorsunuz. Bana göre tarımsal açıdan en önemli özelliği yerel genotipler diyebileceğimiz domates, biber, patlıcan, kavun, karpuz, hıyarın yetişicinin olması,  nane, roka, reyhan gibi yeşillikten yetişmesi ki tarihte geçmişte de bu Hevser bahçeleriyle ilgili bu yeşilliklerden, bu ürünlerden bahsedilir. Gül bahçelerinden, melekçe bahçelerinden bahsediliyor.  Özellikle Muhammedi güllerinden, meyvecilikte de dut, Diyarbakır'da özgü dut çeşitlerinin çok çok fazladır. Halen dahi Hevser'de yetişen dut ürünleri, meyveleri özellikle Dağkapı, Dört Yolu, Aşefçiler'de falan arşap sepetlerde satıldığını görüyoruz. Yine Hevsel'de Diyarbakır'a özgü erik, ayva, kumbali şeftalisi ve vişne, kiraz tarzı birçok meyve türünü yetiştirmeyi biliyoruz. Tabii bu bahçe bitkilere ağırlıklı olarak üretim yapıldığını görüyoruz. Toplamda 3400 dönümlük bir alana denk geliyor. Bunun 2400 dönümlük civarında yaklaşık 2400 dönümü Yenişehir ilçe sınırları içerisinde, 800 dönümlük alan kısmı ise Sur ilçe sınırları içerisinde , farklı bir arazi yapısı var. Yani arazinin mülkiyet sorunları olabiliyor, bir kısmı tapulu, bir kısmı tapusuz olanlar var, vakıf araçlı olanlar var. Ama neticede burada aralıksız bir şekilde tarım sürüyor, tarım yapılıyor ve ekosistem olarak düşündüğünüzde de yani kuş, cennette diyebileceğimiz 180'den fazla kuştur. Bununla ilgili hocalarımız zaten araştırmalarını yapıyorlar. Ama Hevsel ekoturizm açısından da müthiş bir alan, özellikle yerel ürünlerin yetiştirilmesi ve bunlarla ilgili yürüyüş yolların, parkların yapılması neticesinde Hevsel'de ekoturizm olarak, yani bunun benzer örnekleri var. Işıklar'a, Vadis var, Luxemburg'da farklı yerler var. İnsanları, turistleri buraya çekebilmek adına bir takım önlemler alındığında, uygulamaları yapıldığında birçok turisti, membura, yerli ve yabancı turistin gelip gezebileceği, konaklayabileceği, küçük küçük dinlenme yerleri, rekreasyon alanından yapılabileceğini düşünüyorum” diye konuştu.

MİKRO KLİMA ÖZELLİĞİ

Ekoturizm açısından da müthiş bir alan olarak değerlendirdiklerini belirten Doç. Dr. Pirinç, “Özellikle Diyarbakır'a özgü karpuz yetişirinin kendinden, Haskuyu karpuzu yetişirinin demonstratif amaçlı yapıldığını, borahanelerinin olduğunu ve yerel ürünlerle mini mini pazarların anında tarla başına satıldığını düşünürsek gerçekten de ekoturizm açısından da müthiş bir alan olarak değerlendiriyoruz. Bir diğer önemli özellik Hevsel'in aslında Şehirden 60-70 metre aşağıda kalıyor olması bu, burası ayrı bir ekosistem, mikro klima özelliği sağlıyor. Bu farklı bir özelliktir. Muhtemelen hani don rizki azalır, birçok sebzenin yetiştirilmesini, don rizkine girmeden yetiştirilmesi mümkün kalabiliyor. Örneğin şu anda gördüğümüz Hevsel'de marul yetiştiricisi var. Geçmişte tek ürün yetiştiricisi yapılıyordu ama günümüz şartlarında Hevsel'de artık üç ürün, yani bahar ayında, sonbaharda, yaz döneminde de marul yetiştiricisini görebiliyoruz. Üretici açısından müthiş bir gelir kapısı olarak değerlendirebiliyor, üretilen ürünler sadece burada değerlendirilmiyor, serada kuruyor, marul kuruyor ve il dışına da gönderilebiliyor. Yani bu da ayrı bir kazanç kapısı” dedi.

HEVSELDE NE YAPILABİLİNİR

Pazar kurulduğu zaman insanların kendi ürünlerini hak ettikleri değerde satışa sunabileceklerini de sözlerine ekleyen Doç. Dr. Pirinç, “Belki Hevsel ürünlerine özgü bir pazar kurulabilir. Pazar kurduğunuz zaman insanlar, üreticiler özellikle kendi ürünlerini hak ettiği değerde satışa sunabiliyorlar. Diyarbakır halkı da temiz bir üretimle yapılan ürünleri, yerel ürünlerle yapılan bir üretimi benimseyecektir, kabul görecektir.  Diyarbakır halkı da temiz bir üretimle yapılan ürünleri, yerel ürünlerle yapılan bir üretimi benimseyecektir, kabul görecektir. Tercih edilen bir yöntemdir. Yani bugün artık doğal ürün diyebileceğimiz ürünlerine yetişebileceği bir ortamdır Hevsel, ama atık sular da var. Bu da çok insan sağlığı, halk sağlığı tehdit ediyor.  Evet, Hevsel'in en büyük sorunu atık sudur, sulama noktasında eksiklerimiz var. Temiz su kaynaklarımız oldukça kısıtlı. 4-5 su kaynağımız var normal şartlarda, bunlardan biri Anzele suyu, Hz. Süleyman suyudur, Ben Hüseyin suyudur ve atıksu geliyor, atıksuda da yani Dicle nehri yakın ama insanlar 5000 dönümlük alana denk geliyor. Yani 3400 dönümlü ama totalde vurduğunuzda, Ben Hüseyin civarında suyun eteklerinden hesaba kalktığınızda 5000 dönüme yakın bir alanda üretim yapıyorsunuz. Su yetersiz kalıyor. Yetersiz kaldığı için de isterseniz Atıksu'ya yöneliyorlar. Atıksu'nun yapılan çalışmada ağır metal birikimi söz konusu olabilir” şeklinde konuştu.