Mehrani Kalesi
Hazro ilçesi Ülgen köyünde bulunan ve Tercil beylerine ait olduğu söylenen kaleden günümüzde
sadece taş yığınları kalmıştır.
Tercil kalesi
İlçe sınırları içinde yer alan Tercil kalesi bir zaman bölgenin en önemli yeriydi. Diyarbakır bölgesi Osmanlı Devletine katıldığında Hazro, bu eyalete ait 24 sancaktan biriydi. Tecil, Hazro ‘nu beş kilometre güneydoğusunda bulunmaktadır. Harap bir durumda bulunmaktadır. Bugünkü Hazro beyleri,Tercil beylerinin soyundan gelmedir.
19.yüzyıl Diyarbakır salnamesi bu konuya temas eder.Hazro nahiyesi ki, Tercil nam kale-i meşhuredir. İnkılabât-ı zaman bunu da ufacık bir karye haline getirmiş ve bu nahiye haylice bağ ve bahçeyi ve teferrüce şâyân güzel mevkiler câmi’ bulunmuştur. Orada bulunan Hud nam cebel derûnunda müte’addid mağaralardan seyelân eden sular mevsim-i sayfda incimâd ederek billur gibi parlak ve sâfi nız olur.Kış mevsiminde âdetâ su gibi erir.
1936 yılında Hasan Basri Konyar şu şekilde konuyu ele alır.Diyarbekir eyaletinin on dokuz sancağından biri olan Tercil kalesi Hazronun garbına düşen yalçın tepeler arasındaki ova parçasının alın yüzüne düşen iki tepeden yükseği üzerindedir. Buranın Subartolar, Komuk ve Asurlar zamanında mübim bir kale olduğu ve Akkoyunlulardan Sefaviler eline geçerek en sonunda Yavuz tarafından alındığı malûmdur.Tercil eski surunun yalnız temellerini saklamakta ve garp kısmı burçlarından bir kaçının enkazını da ihtiva etmektedir. Yarım kalmış camii, aşağıdaki çeşmeden su alınmak üzere açılan gizli yol u halâ durmaktadır. Diğer aksam büyük bir yıkıntı şeklinde serilip yatmaktadır.
Derebeylerine ait eski sarayın duvarları kâmilen yıkılmış, oda ve salonlar yer yer çukurluklar peyda etmiştir. Bu saray enkazı arasında renk renk miicellâ ve güzel çini parçalarına tesadüf edilmektedir, öyle anlaşılıyor ki saray baştan başa çini ile döşeli bulunuyordu. Ancak bunun enkazına malik olanlar tarafından tesahup edilmemesi bu çinilerin sökülüp götürülmesine yol vermiştir. Sarayın şimâl tarafıaltlarında bu gün dolmuş büyük bir sarnıç vardır. Kalenin garp tarafı altında eski bir kilise enkazı görülmektedir. Fakat ehemmiyete şayan bir yapı değildir.
Tercil Beyliği: Bu beyliğin kurucusu Zırkanlı Şeyh Hasan oğlu Seyyid Hüseyin’dir.Seyyid hüseyin, EmirArtuk’un kızıylaevlenmiş ve kendisineTercil ve yöresinin yönetimi verilmişti. Seyyid Hüseyin ölünce, yerine oğlu Ömer Bey geçti. Kendisi Uzun Hasan’la çağdaştı. Onun güven ve sevgisini kazanmış bir beydi. Uzun Hasan, Ömer Bey’in kızıyla evlendi. bu karısından Zeynel adlı oğlu oldu. Zeynel gelişip büyüyünce, Mihranî ve Nuşat (“Boşat” olmalı) yöreleri de Tercil’e bağlanarak yönetimi kendisine verildi. Ömer Bey de Bitlis ilinin vali ve muhafızlığına atandı. Ömer Bey ölünce, yerine oğlu Budak Bey geçti. Uzun Hasan’dan sonra Akkoyunlu hükümdarı olan Sultan Yakub döneminde de bu görevi sürdürdü.Tercil ve buraya bağlı yerlerin yönetimi de kendisine bağlanmıştı. Budak Bey 43 sene yaşadı. 1506’da ölünce yönetimi, oğlu Ahmed Bey aldı. Şah İsmail, 1508’de Diyarbekir bölgesini istilaederken yapılan savaşlardan birindeşehid oldu. Yerine kardeşi Ali Bey, onun da ölümüyle yerine diğer kardeşi Şemsi Bey geçti. Çaldıran savaşından sonra Safeviler’le yapılan savaşlara katıldı. Osmanlı birliğine katılmayı isteyenler arasında Şemsi Bey de vardı. Yavuz Sultan Selim Tercil kalesinin yönetimini bir fermanla yine kendisine verdi. Ölünce, yerine oğlu Haydar Bey geçti.Tercil, Hazro’non beş kilometre güneydoğusunda bulunmaktadır. Halen harap bir durumdadır. Bugünkü Hazro beyleri, Tercil beylerinin soyundan gelmedir.(Kaynak :Kenan Haspolat)