Üniversite öğrencilerini savunma sanayisi kuruluşlarıyla bir araya getiren "Kamp'üss" etkinliği, Hacettepe Üniversitesi Prof. Dr. Mehmet Yüksel Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi.
AK Parti Ankara Milletvekili Zehranur Aydemir ve Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran ile çok sayıda öğrencinin katıldığı etkinlikte konuşan Demiroğlu, TUSAŞ'ın gelişiminin "bağımsızlık yolculuğu" olduğunu belirterek, Türkiye’nin havacılık tarihinin 1911 yılına dayanan köklü bir geçmişi olduğunu hatırlattı.
1930 ve 1940’lı yıllarda Türkiye'nin havacılık seviyesinin İngiltere ve ABD ile rekabet edebilir düzeyde olduğunu dile getiren Demiroğlu, İkinci Dünya Savaşı sonrası Marshall Yardımları ile bu sürecin sekteye uğratıldığını aktardı. Süreci tarihi dönüm noktalarıyla anlatan Demiroğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Bize o dönemde 'Siz uçak yapmayı bırakın, traktör yapın, uçak ihtiyacınızı biz karşılarız' dediler. Maalesef o dönemki yöneticilerimiz de bu durumu kabul etti. Fakat 1964 Kıbrıs olayları ve 1974 ambargosu bize şunu gösterdi: Kendi uçağımızı kendimiz yapamazsak, bağımsız olamayız. 'Kendi uçağını kendin yap' sloganı işte o dönemde yeniden doğdu."
TUSAŞ’ın 1973 yılında iki küçük kulübede başlayan yolculuğunun bugün 4 milyon metrekarelik devasa bir tesise ulaştığını kaydeden Demiroğlu, kurumun bugün KAAN, HÜRJET, ANKA, AKSUNGUR ve ATAK-2 gibi dünya çapında projeler ürettiğini vurguladı.
"Hayranlıklarını gizleyemiyorlar"
Yerli platformların gördüğü ilgiyi dile getiren Demiroğlu, "Bugün Ankara’da Anıtkabir’den sonra en çok ziyaret edilen yer TUSAŞ’tır. Gelen yabancı heyetler, bu kadar farklı platformun aynı çatı altında bizim insanımız ve imkanlarımızla yapıldığını görünce hayranlıklarını gizleyemiyorlar." diye konuştu.
Demiroğlu, 2000’li yıllardan sonraki devlet desteğiyle "yapamayız" algısının yıkıldığını, artık projelerin zamanlamasına odaklanıldığını belirtti.
Savunma sanayisindeki birikimin sivil sektöre aktarılması konusundaki soruları da yanıtlayan Demiroğlu, genel maksat helikopteri GÖKBEY'in sivil versiyonu hakkında bilgi verdi.
GÖKBEY’in en başından itibaren sivil sertifikasyona uygun tasarlandığını hatırlatan Demiroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"GÖKBEY, başlangıçta sivil olarak tasarlandı ve sivil sertifikasyonu, bu ay içerisinde tamamladık. Bu ayın sonunda Türkiye, ilk defa kendi yaptığı bir helikopterine kendi bünyesinde Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından sivil sertifikasyon alacak. Ondan 3-4 ay sonra hava ambulans helikopteri için sertifikasyon alacak ve bu sene sonunda 3 tane helikopteri Sağlık Bakanlığımıza ambulans olarak kullanılmak üzere teslim ediyoruz."
Demiroğlu, ayrıca Orman Genel Müdürlüğü için geliştirilen ve 4 ton su taşıma kapasitesine sahip 10 tonluk yangın söndürme helikopterinin 2028 yılında teslimatlarının başlayacağını duyurdu.
"İspanya'ya satılacak 30 uçak ama 45'e çıkma potansiyeli var."
İspanya ile yürütülen HÜRJET görüşmelerine ve motor tedarik süreçlerine de değinen Demiroğlu, savunma sanayisindeki en zorlu alanın motor teknolojileri olduğunu belirtti.
Demiroğlu, İspanya’nın şu anki politik duruşunun ABD'den motor tedarikinde bir sorun yaratıp yaratmayacağının sorulması üzerine, şu yanıtı verdi:
"TUSAŞ ve savunma sektöründeki genel firmaların dediğiniz tipteki problemlerden etkilendiğini biliyoruz. Ama bu uzun soluklu bir yürüyüş. Bugün araları bozulur, yarın düzelir. Şu anda endişelenmeye gerek olacak bir durum görmüyoruz. Kendi motorumuzu yapmamız lazım. Özellikle KAAN'da, onu biliyoruz. Çalışıyoruz yoğun bir şekilde ama zor bir konu. Mühendislikte en zor alt sistem motor, en zor makinede herhalde helikopterdir. Her tarafı titriyor, oynuyor, ömür hesabı vesaire. Diğerinde de en uçlardasınız. Çok yüksek hızlarda, çok yüksek basınçlarda, çok yüksek sıcaklıklarda, çok yüksek güçlerde, çok dar alanlarda, çok yüksek toleranslarda bir motor yapmanız lazım ve her seferinde çalışması lazım. Malzeme teknolojileri lazım, kaplama teknolojileri lazım. Ama yapmak da zorundayız. O zamana kadar da dışarıdan almaya devam edeceğiz, alabildiğimiz kadar. Bu tip şeyler daha çok politik, izliyoruz ama bizim işleyişimize etkisini minimize etmeye çalışıyoruz. Ama değerlendirmiyor değiliz. İspanya'ya satılacak 30 uçak ama 45'e çıkma potansiyeli var. Büyük başarı."
Dördüncü nesil üniversite modeli
Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran da üniversitelerin toplumsal kalkınmada dönüştürücü rolü olduğunu belirterek, üniversite modellerindeki tarihsel gelişimi anlattı.
Güran, sadece eğitim veren birinci nesil ve araştırmayı merkeze alan ikinci nesil modellerin ardından, bugün "dördüncü nesil" üniversitelerin konuşulduğunu belirtti.




