DÜNYAYI KİM YÖNETİYOR?

Dünyayı savaşa sürükleyen, dünya hâkimiyetini ele geçirmek isteyen emperyalist anlayışın başında bugün Trump yönetimi bulunmaktadır. Kendisini dahi yönetmekte zorlanan Trump, ABD’nin askerî ve teknolojik gücünü arkasına alarak dünya üzerindeki emperyalizmin liderliğini üstlenmektedir. “Güçlüyüm, istediğimi yapabilirim” anlayışıyla toplumların kaderine ve yaşam haklarına müdahale eden Trump, dünyada olup bitenlerden kendisini sorumlu görmektedir.

ABD’nin çökmüş ekonomisini ve halkını yönetemeyen emperyalist güç, ekonomik kazançlarını Venezuela ve İran petrolünde aramaktadır. Özellikle Ortadoğu’yu kontrol edebilmek için bölge ülkelerini tehdit eden ABD, bölgede bulundurduğu askerî üslerle hâkimiyetini sürdürmektedir. ABD’nin baskısı, Körfez ülkeleri başta olmak üzere, kendi politikalarına karşı çıkan tüm ülkeleri hedef almaktadır.

Baskı altına aldığı ülkelerden petrol payı ve adeta haraç alan ABD, uluslararası anlaşmaları hiçe saymakta; hukuku tanımayan bir tavır sergilemektedir. Trump yönetimine karşı Körfez ülkelerinin ABD’ye direnebilecek bir gücü bulunmamaktadır.

Körfez ülkelerindeki hükümetlerin şekillenmesinde söz sahibi olan ABD, çıkarlarına hizmet etmeyen iktidarları devirmekte tereddüt etmemektedir. Bunun en somut örneklerinden biri Irak’tır. Seçim sonuçlarından memnun olmayan ABD, Maliki’nin başbakan olmasını istememiş ve bu yöndeki agresif tutumunu açıkça ortaya koymuştur.

Dünyaya biraz daha yakından baktığımızda, perdenin arkasında Yahudi lobilerinin ABD yönetimi üzerinde ciddi bir etkiye sahip olduğunu görmekteyiz. ABD’nin dünya siyasetinde aldığı kararlar, büyük ölçüde Yahudi lobilerinin çıkarları doğrultusunda şekillenmektedir. Bu lobiler, yalnızca devlet politikalarını değil, devlet başkanlarını dahi etkileyebilecek güce sahiptir.

ABD ve İsrail’in Ortadoğu politikalarının temelinde kaos yaratmak, bu kaos üzerinden yönetmek ve bölgede hâkimiyet kurmak vardır. Rockefeller, Rothschild, Morgan, Du Pont ve Bush gibi dünyanın en zengin aileleri, ABD ve İsrail’in çıkar odaklı politikalarından asla taviz vermemektedir. Bu aileler, kendi aralarında seçtikleri kişiler aracılığıyla dünya yönetimine yön vermektedir.

Dünyanın merkez bankalarına faizle borç veren bu zengin aileler, küresel ekonomiyi de ellerinde tutmaktadır. ABD Merkez Bankası’nın ortakları arasında yer alan bu güçler, doları basan ve dolar üzerinden kazanç sağlayan yapılar olarak ABD politikalarının belirlenmesinde söz sahibidir. Kendi idealleri uğruna dünyanın geleceğini Trump üzerinden şekillendirmektedirler.

Bu zengin aileler, dünyanın özgür bir yapıya kavuşmasını istememektedir. Teknoloji tekeline sahip olan bu güçler, kontrolü ellerinde tutarak özgür bir dünya yerine, dünyanın birçok bölgesinde kaos yaratarak saltanatlarını sürdürmektedir.

Ortadoğu’da Trump üzerinden tehlike üreterek, bu tehlikeyi kendilerinden uzak tutmaktadırlar. ABD emperyalizmi, Ortadoğu’nun gelişmiş bir uygarlığa evrilmesini istememektedir. Ortadoğu’da barışın önündeki en büyük engellerin başında ABD ve İsrail gelmektedir.

Ortadoğu halkına ait olan zenginliklere ortak olan emperyalist güçler, bölgenin kültürünü de yok etmektedir. Yer altı zenginlikleri uğruna Ortadoğu’ya düşmanlık besleyen Trump yönetiminin görevi; kaos çıkarmak, petrol zengini ülkelerin kaynaklarını zorla ele geçirmekten ibarettir. Bu düşmanlığın yakın gelecekte sona ereceğine dair bir işaret ise bulunmamaktadır.