Diyarbakır kurulduğu dönemde savunma kenti olarak planlanmış ve bu çerçevede düşman akınlarından kurtulmak için kilometrelerce uzunluğunda surlar ile çevrelenerek inşa edilmiştir. Tarih boyunca çeşitli akınlara uğrayan Diyarbakır, surlarının güçlü yapısı tarafından korunmuş ve düşman saldırılarını bertaraf edebilmiştir.
Tarihler 639 yılını gösterdiğinde Diyarbakır’ı İslam nuru ile aydınlatmak isteyen İyaz Bin Ganem ise savaşmamayı tercih etmiş ve kentti kraliçe Meryem’e barış yolu ile teslim etmesi için mektup yazmıştır. Surları ile İslam ordularına karşı koyabileceğini düşünen kraliçe ise bu mektuptaki çağrıyı geri çevirmiştir.
Bu noktada ise Diyarbakır’ın İslam ile şereflenmesinde fetih kapısı büyük rol oynamıştır. Halid Bin Velid tarafından keşfedilen bir gedikten iç kale bölgesine 100 kadar savaşçı girmiş ve bugünkü fetih kapısını açarak, İslam ordusunun kenti fetih etmesi sağlanmıştır. Fetih kapısını açmak için 27 kadar sahabe şehit olurken, savaş sonrasında ise halkın büyük çoğunluğu kendi rızası ile İslamiyet’e geçmiştir.
Fetih kapısı günümüzde devam eden iç kale restorasyonları nedeni ile kapı olurken, 27 Mayıs Diyarbakır’ın fethi kutlamalarında ise yürüyüşlerinin son durağı olmaya devam ediyor. ancak Diyarbakırlı vatandaşlar, fetih kapısının uzun süredir kapılı kaldığına belirterek, kesin tarihli bir zaman dilimine kapının açılması için planlama yapılmasının gerekli olduğunu söylüyor.

Fetih kapının açılması halinde kentin inanç ve tarih turizmine büyük yarar sağlayacağını ifade eden Diyarbakırlılar, kapının artık kapalı kalmasının turizm potansiyeli için olumsuzluk oluşturduğuna da dikkat çekiyor. Ayrıca manevi açıdan da fetih kapısının kendileri için önem taşıdığını dile getiren Diyarbakırlılar, yetkililerin biran önce harekete geçmesi için çağrıda bulunuyor.



