Diyarbakır'ın merkez Sur ilçesi tarihin akışkan seyri içinde onlarca millete, devlete, kültüre, inanca ve mezhebe ev sahipliği yapmıştır. Bu bakımdan yüzyıllar boyunca kent merkezini oluşturan Sur ilçesinde Diyarbakır'a egemen olmuş medeniyetler çeşitli nitelikte mimari eserler ardında bırakmıştır. Bu eserler zaman içerisinde tarihi ve kültürel nitelik kazanarak günümüze ulaşmıştır.
Ancak Tarih, kültür ve medeniyet bilincinde yoksun olmanın getirdiği olumsuz durumlarda maalesef olmuştur. Bu olumsuz durumları oluşturan kişiler tarihi kayıtlara göre kent idarecileri olurken, Sultan Sa'sa camii ve Güneş saati gibi eserler ise tarih şuurunun olmamasından ötürü kıyıma uğramıştır.
Bu eserlerin yanı sıra kıyımın köşesinden dönen bir diğer eser ise dünya tarihinde önemli bir savunma eseri olan ve Çin seddinden sonra en uzun olan UNESCO tarafından dünya kültür mirası listesine alınan Diyarbakır Surları oluyor.
Tarihi aktaran belgelere göre erken dönem cumhuriyet valisi Faiz Ergun günümüzde halen etkisi görülen yanlışta büyük rol oynamıştır. 1930 yılında kentin idari amirliğini yapan Faiz Ergun şehir merkezinin hava alması nedeni ile Dağkapı burcu ile Tek Kapı arasını oluşturan surların yıkım emrini verir. Emir neticesinde surlara dinamit yerleştirilerek yıktırılır.
Ancak mimar Albert Gabriel'in girişimleri ile vali Ergun'un yanlışı durdurulur ve Diyarbakır surları tarih kıyımının kıyısından döner.
Tarih bilincinden yoksun olmanın getirdiği bu yanlışın etkileri ile şekillenen söz konusu noktada yer alan surlar, sonrası süreçte her ne kadar korunmaya alınsa dahi kalıntı haline gelmiştir.
Sonraki süreçte kalıntılar kaldırılmış ve bugünün Dağkapı meydanı oluşmuştur.





