Diyarbakır’da Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde görevli bir öğretim üyesinin dört yıl boyunca yaklaşık 2 bine yakın hastadan “bıçak parası” adı altında 14 milyon TL’den fazla usulsüz para topladığı iddiası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.

İddiaya göre, 2020-2024 yılları arasında para ödemeyen hastaların ameliyatlarının yapılmadığı, taburcu edilmedikleri ve baskılara maruz bırakıldıkları ileri sürüldü. Soruşturma sürecinde doktorun evinde yapılan aramalarda, hasta isimleri ve ödenen meblağların tek tek yazılı olduğu ajandalar bulundu. Bazı hastaların ifadelerinde, ekmek parasını dahi ödeyerek çaresiz kaldıkları belirtildi.

Sağlık Emekçileri Sendikası Amed Şubesi, uzun süredir hastalardan “elden ödeme” ve “mesai dışı ücret” adı altında para talep edildiğini dile getirdiklerini, bu konuda üniversite rektörlüğüne, Yükseköğretim Kurulu’na ve savcılığa başvurular yaptıklarını ancak sonuç alınmadığını açıkladı. Hatta bir ortopedi uzmanının hasta yakınından para istediğini gösteren video kaydı yönetimle paylaşılmasına rağmen işlem yapılmadığı, şikâyetlerin sistematik biçimde görmezden gelindiği ifade edildi.

Olayın ardından Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, iddiaları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği önergede, “Bu tablo yalnızca bireysel bir suistimal değil, sağlık sistemindeki denetim zafiyetinin somut göstergesidir. Yoksul vatandaşlarımız çaresizlik içinde istismar edilmiştir” ifadelerine yer verdi.

Milletvekili Eren, Bakanlığa şu soruları yöneltti:

  • Bakanlığın bu uygulamadan haberi olmuş mudur, denetim yapılmış mıdır?

  • Sendikanın video dahil sunduğu deliller neden dikkate alınmamıştır?

  • Üniversite yönetimi ve başhekimlik hakkında idari soruşturma açılmış mıdır?

  • Yaklaşık 1901 hasta ve ailelerine ödedikleri paralar iade edilecek midir?

  • Türkiye genelinde “bıçak parası” şikâyetleri son 5 yılda kaçtır, kaçı davaya dönüşmüştür?

    "Dünyada 68'inci vaka" olarak literatüre geçti
    "Dünyada 68'inci vaka" olarak literatüre geçti
    İçeriği Görüntüle
  • Hastaların kişisel verilerinin ajandalarda kaydedilmesi KVKK açısından ihlal değil midir?

  • Hasta şikâyet mekanizmalarının güçlendirilmesine dair adım atılacak mıdır?

Kamuoyunda büyük tepki çeken iddialar, yalnızca Diyarbakır’da değil, Türkiye genelinde sağlık sisteminin denetim ve şeffaflığına dair yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.

Kaynak: BÜLTEN