Toplam 17 öğrencinin 17 eserle katıldığı sergide, Diyarbakır’ın tarihi dokusu ve özellikle Sur ilçesinin gece atmosferi, Hopper’ın karakteristik ışık kullanımı ve kompozisyon anlayışıyla yeniden yorumlandı. Öğrenciler, modern şehir yaşamının kalabalığı içinde kaybolan bireyin yalnızlığını, sade ama çarpıcı sahnelerle tuvale aktardı.
Serginin ortaya çıkış sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dicle Üniversitesi akademisyenlerinden Berîvan Ekinci, projenin temel amacının farklı coğrafyalardaki yaşam biçimlerinin sanat diliyle nasıl kesişebileceğini görmek olduğunu belirtti. Ekinci, “Günlük hayatın sıradan anları, çoğu zaman göz ardı edilen sessizliklerinde en derin anlamlarını taşır. Edward Hopper’ın fırça darbeleri, bu görünmeyen anların şiirselliğini ve tam varlığını ortaya koyar. Bir pencereyi beklerken, boş bir odada yansıyan ışık ya da içeride hissedilen derin yalnızlık… Sergimizdeki eserler sadece Hopper’ın dünyasına bir davet değil, aynı zamanda iç dünyamıza ve günlük hayatımıza bir ayna niteliğindedir” ifadelerini kullandı.

Projede yer alan öğrenciler ise, Diyarbakır’ın kendine has dokusunu evrensel bir sanat diliyle buluşturmanın heyecanını yaşadıklarını dile getirdi. Sur’un dar sokakları, taş yapıları ve geceye özgü dinginliği, eserlerde yalnızlık temasının güçlü bir biçimde hissedilmesini sağladı. Her bir tablo, izleyiciye farklı bir hikâye sunarken, ortak noktada insanın içsel dünyasına dair derin bir sorgulama barındırıyor.
“Sur Geceleri” sergisi, sadece bir sanat etkinliği olmanın ötesinde, kentin kültürel zenginliğini ve genç sanatçıların bakış açısını ortaya koyan önemli bir çalışma olarak değerlendiriliyor. Sanatseverler, sergide hem Diyarbakır’ın tanıdık mekânlarını farklı bir perspektiften görme fırsatı buluyor hem de modern yaşamın görünmeyen duygularıyla yüzleşiyor.
Sergi, Dicle Üniversitesi Sergi Salonu’nda 10 Mayıs tarihine kadar ziyaretçilere açık olacak.






