Oturumda Gazeteci Alişer Delek, Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek ve Üsküdar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan konuşmacı olarak yer aldı.
Bozarslan: “Medyanın rolü çatışmanın tarafları kadar önemli”
Panelin moderatörlüğünü yapan Mahmut Bozarslan, tartışmanın çerçevesini çizerek, medyanın rolünün barış süreçlerinin kaderini belirleyecek kadar kritik olduğunu vurguladı:
“Sürecin kendisi kadar önemli bir konuyu konuşacağız. Medyanın rolü çok önemli. Önceki barış sürecini deneyimleyen biri olarak, barış süreçlerinde medyanın rolünün çatışmanın tarafları kadar önemli olduğunu düşünüyorum.”
Alişer Delek: “Türkiye travmatik bir toplum, medya ya iyileştiriyor ya tetikliyor”
Bozarslan’ın ardından söz alan Gazeteci Alişer Delek, Türkiye’de medyanın hem toplumsal travmaları derinleştiren hem de çözümün bir parçası olabilecek bir güç olduğunu söyledi: “Burada dinlemesi gerekenler, İstanbul’daki plazalara sıkışmış, kendini kapatmış, ajans haberleriyle yayın yapan medyadır. Türkiye travmatik bir toplum. Bu travmaları tetikleyen ya da çözen medya oldu.”
Delek, özellikle Habur süreci ve KCK operasyonları gibi kritik dönemlerde medyanın kullandığı dilin toplumda derin izler bıraktığını anlattı: “Habur’da milyonlar sevinç gözyaşı döktü, bir o kadar insan hüzne boğuldu. KCK operasyonlarında Kürt siyasetinin en sevilen isimleri sıraya dizilerek servis edildi. Bu travmaları hep medya üzerinden yaşadık.”
Delek, barış sürecinde tarafsızlığın tek başına yeterli olmadığını, gazetecilerin empati ve duygudaşlık geliştirmesi gerektiğini söyledi:
“Kürt meselesinde tarafsızlığın yanına empati, duygudaş haberciliği koymak gerekiyor. Çapraz duygudaşlık yapabilmeliyiz; meselenin diğer tarafını da anlamalıyız.”
Delek, Türkiye medyasının bölgeye ilgisini kaybettiğini belirterek, “Türkiye medyası buraları unuttu. Anakım medya bu süreçten ders çıkarmalı,” dedi ve GGC Başkanı Felat Bozarslan’ın İstanbul’daki haber merkezleriyle doğrudan temas kurmasını önerdi.